Gianna Dior, genç ve tüy dökülmüş teniyle odada dururken, sakinliğin ardında fırtına kopuyordu. Roommate dediğin adam, sınırları hiçe sayan bir manyak gibi yaklaştı ona. Kızın sıcak vücudu, minibüsün dar koltuklarında bile göz alıcı parlıyordu; o küçük göğüsler, ipeksi amcık etrafında oynayan tüyler hiç saklanmıyordu. Gianna’nın bakışları hem meraklı hem de biraz çekingen; ama o adamın azgınlığı karşısında yavaş yavaş erimeye başladı.
Adam, sert ama ustaca hareketlerle kızın saçlarını kavradı ve dudaklarına dayadı yarak ucunu. Alt dudağı ısırırken içine çektiği salkımıyla onu delirtti. Gianna’nın diliyle bebekleşen o kalın sülük, içeri girip çıkıyor; amcığın nemin her hareketine karşılık veriyordu. Birkaç dakika içinde kızın nefesi hızlandı, dizleri titredi; bu kadar hızlı inlemesini beklemiyordum diyor adam, gülerek kütleyi daha da derine indirdi.
Sonra Gianna’nın sırtını duvara dayayıp hızlandı işler. Yarım açık ağızdan çıkan mırıltılar arasında adam köklüyor, her dagladığında kıza hayat veriyordu neredeyse. Genç beden titreyip kasılırken adam daha da sertleşti; çırılçıplak tenlerin birbirine sürtünmesi odanın havasını ateşe çevirdi. Ucu sivri tırnaklar omuzlarda geziniyor, boyun kıvrımlarını çiziyor, Gianna her itişte “Aaaah!” diye tarzıyla bağırıyordu.
Sonunda tane tane artan tempoyla zirveye doğru ilerlediler; adam içeri girerken bütün gücüyle dayadı kıza, onun minicik amcığı her dalmada dolup taştı. İkisi de ter içinde kalmıştı; bu kirli oyunun sonu yok gibiydi. Son bir hamleyle sertçe boşalırken Gianna’mın yüzü acı ve haz arasında kıvrıldı. O an odada sadece nefes sesleri ve ağır ağır çarpan kalpler vardı, ikisi de düşmüşlerdi kendilerinden…